KUTSAL KİTAP ve XABZE

KUTSAL KİTAP: “Kadın erkeğin yüceliğidir… Kaldı ki, Rab bağlılığında kadın erkekten, erkek de kadından ayrı sırada düşünülemez. Çünkü kadın erkekten oluştuğu gibi, erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrı’dan oluşur.”
(I Korintoslular 11:7,11,12).


ADİGELERDE KADININ ÖNEMİ

Kadın geçerken oturmakta olan erkeklerin tümünün ayağa kalkması beklenir, buna karşılık kadının da gelmekte olan erkeğin yolunu keserek yürüyüşünü sürdürmemesi gerekir.

Genç kızlarla delikanlılar arasında yapılan sohbet toplantılarında, düğün eğlencelerinde, kaşendik ilişkilerinde, Xabze kurallarına uyulması ve hareketlerin Xabze kurallarının öngördüğü biçimde yapılması zorunludur.

Bunlar arasında oturuş biçimleri, söz alma ve konuşma durumları, kimler nasıl konuşacak ve konuşmaları yönetecek thamadenin seçimi ve thamadenin görev ve sorumlulukları gibi konuların tamamı, kural olarak Xabze kurallarınca biçimlendirilmiştir. (Adigelerde Kadın-Erkek, Büyük-Küçük İlişkileri, Rahmi Tuna, Adige Xabze – Adige Etiği ve Etiketi kitabından)

KIZ ODASI (PŞAŞE VUNE)

Adigelerin en önemli ulusal geleneklerinin başında kız odası gelmektedir. Kadını özgür ama korumalı, düşünceleri hür ama Xabze kurallarıyla sınırlı, sosyal ilişkilerde etkin, ulusal düşünce ve yaşam tarzını benimsemiş, ulusal düşüncenin oluşmasına katkı sağlayabilen bir fert olarak yetişmesi için kız odasından daha etkili bir kurum olamaz. Kız odasında hem kişinin hem de ulusun geleceği birlikte oluşturuluyordu.

Ailesi tarafından kızın olgunluk çağına geldiği kabul edildiğinde kız odası oluşturulur, oda kız kardeşlerden en büyüğüne ait olurdu.

Kız odasının ziyaretçileri erkeklerdi. Onlar yaşlarına ve amaçlarına göre şu şekilde gruplandırılabilirler:

– Kendilerine eş aramakta olan gençler,

– Evli, orta yaşlı, güzel konuşma yeteneği olan, özgür düşünceli, arkadaşları ile birlikte sohbet edecek kız arayanlar,

– Yaşlı, deneyimli, çok görmüş, ününü artırmak isteyen, bu amaçla ünü duyulmuş  kızın odasını ziyaret edenler.

Kızın tüm bu guruplardaki erkeklerle sohbet edebilmesi, onların sorularını gereği gibi cevaplayabilmesi gerekirdi.

Aklı, düşüncesi, hitabet ve görüntüsüyle ziyaretçilerinin ilgilerini çekebilen kızların odasını bir gurup terk ederken öbür gurup ziyarete gelirdi.

Kızın ailesi kız odasının ziyaretçileri ile ilgilenmez, onları ağırlamakla sorumlu olmazlardı. Aile konuk evine -haçeş- gelenleri ağırlamakla sorumluydu.  (Adige Xabze, Vunoroko Mir, Çeviri: İbrahim Çetao, Psatl 3.sayı)

 

KUTSAL KİTAP: Git, sevinçle ekmeğini ye, neşeyle şarabını iç. Çünkü yaptıkların baştan beri Tanrı’nın hoşuna gitti.
(Vaiz 9:7).
Yüreklerini sevindiren şarabı,
Yüzlerini güldüren zeytinyağını,
Güçlerini artıran ekmeği hep sen verirsin.    (Mezmurlar 104:15)
Şarap düşkünü, zorba olmamalı; uysal, kavgadan ve para sevgisinden uzak olmalı.  (1. Timoteos 3:8)
Artık yalnız su içmekten vazgeç; miden ve sık sık baş gösteren rahatsızlıkların için biraz da şarap iç..  (1. Timoteos 5:23)

«Onlar (Adıgeler-Çerkesler) durmadan kadeh kaldırıyorlar: Tanrı’nın şerefine, kutsalları adına, hısım akrabalarının sağlığına, ölen arkadaşlarının belleğine, dikkat çekici yiğitlik, cesaret, başarıların anısına, sanki bir ayin yapıyorlarmış gibi, saygı ve alçak gönüllülük içerisinde içtenlikle içki içiyorlar.» Giorgio İnteriano 1502 yılı. (Cenevizli tarihçi, etnograf ve gezgin

(…)

Kabardey Ceguak’ue (kültür sanatçısı) Ağnokua Laşe, bu duruş şeklini ne güzel ifade etmiş:
Fade yüreğimize sinerse neşeli, güler yüzlüyüz,
Hızlı olanı geçiyoruz,
Güçlü olanı yeniyoruz.
Zihnimizi açıyor, dilimizi çözüyor.

Bu şekilde içme yönteminden ve davranışından Tanrı’nın hoşnut kalacağını düşünürdü halkımız. Bu nedenle uygun bir şekilde içmeyi ve topluma uygun bir şekilde girmeyi bir saymışlardır. «Пщыми уэркъми фахэтыфу, фадэ ефэнкIэ фыIэрыхуэу» (Pşı ve work ortamında bulunabilip, içme becerisine de sahip olup..)

Çerkeslerin yaşamında Fade o kadar yer edinmişti ki, insanın yaşamını bereketlendiren şeyler sayılırken Fade’de onların içerisinde yer alırdı «Гъэшыр гуэл хуэдизу, къуейр шэрхъ хуэдизу, фор гуибгъуу, фадэр псы къиуауэ.» (Sütümüz göl kadar, peynirimiz teker kadar, bal dokuz sepet, içkimiz taşkın nehir.)

(…)

İçkinin canlı olduğunu düşünürdü eski Çerkesler: Fıçıda bulunan içki yükseliyor, alçalıyor, «nefes alıyor», «fısıldıyor», «konuşuyor» Olumsuz bir gün yaşanacağı zaman, içkinin o tehlikeli durumu önceden fark edip hareketlendiğine inanırlardı.

Başka bir bakış açısı; Mahsım’a çok bekletilirse üç katmana ayrılır. En alttaki kısım «bırkut» olarak adlandırılırdı. Sıradan insanların içkisiydi. Onun üzerindeki ince katman work’lerin içkisiydi. Mahsıma’nın en üstteki saf şekli pşıların (prenslerin) içeceğiydi.

Mahsıma’nın rengi kırmızıya dönüşürse daha makbul sayılırdı. Mahsıma’nın rengi beğenilirse «Tavşan kanı gibi kırmızı» denirdi. Mahsıma’nın rengi bulanık bir görüntüsü varsa «Mahsımaları kundepso gibidir» derlerdi. «Фадэр хакIуэщ» (Fader xak’uash) yani içki aygırdır, güçlü kuvvetlidir, diyen bir halk içki içmenin yapacağı etkiyi anlıyordu.

Kaynak: Etnograf TSIPINE Aslen, ЦIыпIынэ Аслъэн. Адыгэ фадафэ щэнхабзэр (Культура винопития у адыгов)
Çeviri: BEŞTO Yılmaz Beştepe